Bazı Felsefi Olduğundan Emin Olmadığım Düşüncelerim
İstek, ego ve amaç gibi insani kavramların Tanrı'ya uygulanmasının ne ölçüde anlamlı olduğu üzerine.
İnsanlar olarak zaman zaman “Tanrı neden bilinmek istedi?”, “Tanrı neden yaratmayı istedi?” veya “Tanrı’nın böyle bir isteği varsa bu bir tür ego değil midir?” gibi sorular soruyoruz. Ancak burada bir problem olduğunu düşünüyorum.
Ego, istek, ihtiyaç, bilinme arzusu gibi kavramları kendi insani ve dünyevi deneyimlerimizden hareketle anlamlandırıyoruz. Dolayısıyla bu kavramları Tanrı’ya uygularken, aslında insana özgü psikolojik ve deneyimsel özellikleri Tanrı’ya yansıtıyor olabilir miyiz?
Sonuçta bizler sınırlı varlıklarız; algılarımız, deneyimlerimiz, kavramlarımız ve düşünme biçimimiz içinde bulunduğumuz dünyayla sınırlı. Böyle bir varlık olarak, kendi deneyimlerimizden yola çıkarak aşkın ve sınırsız bir varlık olan Tanrı hakkında “Tanrı şöyledir”, “Tanrı bunu şu nedenle istedi” veya “Tanrı’nın amacı budur” gibi kesin hükümler verme konusunda ne kadar haklı olabiliriz?
Bu nedenle, insanın kendi dünyevi deneyimleri ve sınırlı kavramları aracılığıyla Tanrı’nın mahiyetini veya nedenlerini gerçekten anlayabilmesinin mümkün olup olmadığını merak ediyorum. Belki de Tanrı hakkında yaptığımız bazı yorumlar, Tanrı’yı anlamaktan ziyade kendi insanî düşünce kalıplarımızı Tanrı’ya yansıtmak anlamına geliyor olabilir.
Ayrıca, “Tanrı neden bilinmek istedi?” sorusunun kendisinin bile problemli olabileceğini düşünüyorum. Çünkü “istemek”, “bilinmek istemek” veya “bir amaca sahip olmak” gibi ifadeler bizim insanî tecrübelerimizden türeyen kavramlar. Bu durumda, insanın kendi sınırlı deneyimlerinden hareket ederek Tanrı’nın iradesi, amacı veya motivasyonu hakkında konuşması ne ölçüde anlamlı ve meşrudur?